Ana sayfa » Bana Sana Ona
Romantik Şeftali YAZARLAR

Bana Sana Ona


Aşk teslimiyettir…

Açıkcası okuduğum tüm kitaplarda, şiirlerde, izlediğim filmlerde herkese göre değişen farklı bir şekilde boyutlandırılan aşk bana göre teslimiyettir.

Tabi buradaki teslimiyet sizin hayalinizdeki yatak odasından geçmiyor.
Misal bir Beyaz renk gibi, güzel bir çiçek parfümü gibi, ayna karşısınıza geçip kendinize baktığınızda gördüğünüz suretiniz gibi… Net.Tek.Eşsiz.
Bunu gerçekten yaşayabilen kaç kişiyiz? Yada bunu yaşamak isteyen?

Hepimiz bir değişimin içindeyiz. Şu huyu değişsin, şöyle konuşsun, şu sürprizi yapsın, böyle giyinsin, böyle baksın, böyle dokunsun, şöyle gülsün, şöyle yürüsün! Hiç abartmıyorum. Bunlarla uğraştığımız dönemlerimiz olmuştur değil mi? Kabullenememekle ne geçti elinize?

Birde tabi ilişkiden ilişkiye koşan tipler var. İnanın bunların yanında bu değiştirme
çabalarımız bizim en fazla çocuk oyunlarımız olarak kalır. En tiksinç gelende bu zaten!
Bir acının üzerine başka bir sevinç koyma çabası. Aldatmak, yada kendini aldatma çabası!
Yani başka ilişkilerle acısını bastırmak! Unutacağını sanmak!
Eğer iş bu raddeye gelmişse durum vahim! Aşıkken kıyaslarız. O olsa şöyle yapardı, ama bu böyle yapmadı! deriz mesela. Yada onun saçları böyleydi, ama bu öyle değil de deriz. Farkında olmadan yaparız bunu. Bir gülüş, ses tonu, bakış, hatta belkide ismi…
Siz buna kaçmak dersiniz ama daha çok hatırlarsınız.

Sevgi mi Aşk mı?
Ben sevgiyi daha vefalı buluyorum.Aşk’ı da daha cesaretli. Hani böyle herşeyi bir anda söylemek istiyorsunuz aşıkken. Hiç böyle kumpaslar kurmuyorsunuz mesela. Karşınızda olsun sevdiğinizi söyleyin, hatta ilk siz cıkma teklifi edin. İş buralara kadar geliyor. Aşk’ın yalansızlık olayını seviyorum mesela. Aslında en saf duygularınızla hareket etmek istiyorsunuz. Bu belki daha çok etkilemek için belkide gerçekten içinizden öyle geldiği için düşündüğünüz bir davranış biçimi. Ama sevgi daha başka…Üzmemek için yalan söylediğiniz bile olmuştur değil mi? Kırılmasın, yıpranmasın, düşünmesin…Şimdi soracaksınız insan bir kere aşık olur derler, ama sevgi öyle mi herkesi sevebilirsin? Bana herkesi sevebilmek daha çok zor geliyor. Mesela ben sevdiğim herkese kolay kızamıyorum. Kızsam bile affediyorum. Hep bir bağışlama duygusuyla yola çıkıyorum. Ama aşıkken düştüğüm durum, davranışlarım, düşüncelerim bile daha çok farklılaşıyor. Ben aşıkken kendim olamıyorum. Aşkın o cesareti bende çok baskın oluyor ve bunu beni farklı birisi haline getiriyor, değişiyorum. İçimizdeki farklı kişileri ortaya çıkardığı için onu temiz bulmuyorum. Masum görmüyorum. Değerliden çok tehlikeli…

Sevginin karmaşıklığını seviyorum. Net şeyler beni korkutuyor sanırım. Çünkü net olan herşeyin bir sonu var. Eğer aşk biterse dost kalamayacağını bilirsin mesela.

Peki aşk sevgiye dönüşmez mi? Genelde ilk adımda daha çok nefrete dönüştüğünü görmüşsünüzdür. Ama sevgiyle gelen aşk’ın yolu daha sağlam. Çünkü içinde şefkat oluyor… Kıyamıyorsunuz mesela. (Bu bir acıma duygusu değil. Zaten acıma duygusunu samimi bulmuyorum. Bu daha çok kendimize acıyıp karşı tarafa maal ettiğimiz birşeymiş gibi geliyor.) Sadece sevgilim demektense herşeyinizin o olduğunu farkediyorsunuz.

Nefes aldığınız sürece hayatınıza ne geliyorsa sevgiyle gelsin. En azından bir kıymeti olur!


Etiketler